Yumyum 3

Efendim gittikten sonra bende bana bıraktığı yaralarımı temizlemek üzere banyoya gittim. olanları düşündükçe içimde garip bir sevinç oluyordu, artık benimde fazla güzel, genç ve seksi bir efendim vardı. onun kölesi olmayı bir hayat boyu sürdürebilirdim. ve bunun böyle olması için elimden geleni yapardım. Banyodan çıktığımda açıktığımı ayrım ettim mutfağa gidip bir şeyler yemeyi düşündüm ama efendimin tüm yiyecekleri toplatıp çöpe attırdığını hatırlayınca, bir şeyler yiyebilmem için onun telefonunu beklemeliydim. Aradan birkaç saat geçmişti ve hala ondan bir telefon bekliyordum, mutlaka kölesini unutmamalıydı arayıp bir şeyler yiyebileceğimi emrederdi diye ümitsizce beklerken telefon çaldı ve son oydu efendim beni hatırlamış ve aramıştı derhal telefona koştum ahizeyi kaldırdım ve ancak kısık bir sele alo diyebildim.

– Benimle konuşurken diz çök kıcımın profesörü.

Hemen dizlerimin üzerine çöktüm, evde yalnız olmamam karşın efendimin dediklerini harfiyen uyguluyordum.

– Açıkmış olmalısın söyle bakalım ne aş istersin.

– Siz ne emrederseniz efendim.

– Peki ozaman, şimdi dışarı çıkıp bir kilo patlıcan almanı istiyorum ve bilhassa kalın ve aka olamalı patlıcanları pişirmeden çiğ olarak yiyeceksin ama her patlıcana sanki benim taktığım bir vibratörmüş gibi muamele edeceksin özen ile yalayıp girebildiğince ağzına alacaksın, ancak ondan sonra yiyebilirsin. şayet dediklerimi harfiyen yapmazsan patlıcanları teker teker götüne sokarım, bunu yapmaktan da hiç kaçınmam.

Ben emredersiniz efendim demeden telefon yüzüme kapandı, dediğini yapmak için çarşıya çıktım en iri ve katı patlıcanlardan aldım ve eve döndüğümde efendimin emrettiği gibi tüm patlıcanları yedim. patlıcanları yemekten ziyade onlara muamele çekmek daha fazla hoşuma gitmişti doğrusu. ertesi sabah okula gitmek için hazırlandım. bu gün ne olursa olsun okula gitmeliydim çünkü imtihan yapmam gereken üçtane derslik vardı ve biride efendimin olduğu sınıftı. Imtihan kağıtlarını dağıtmıştım gözlerim sınıfta onun olmadığını ayrım etti acep gelmeyecekmi diye düşündüm. imtihan başlayalı 10 dakika olmuştu bile sınava hiç girmesede ona zayıf verme cesaretini kendimde bulamazdım sanırım oda bunu düşünmüş olacakki sınava gelmekten vazgeçti. ben böylesi düşüncelerle oyalanırken sınıfın kapısı açıldı ve karşımda gördüğüm görünüm karşısında yerlerde sürünüp ayaklarına kapanmamak için kendimi zor tutuyordum evet gelen oydu. üzerinde minicik askeri kamuflaj desenli bir etek vardı üzerinde haki renkte göbeğini açıkta bırakan bir atlet komando beresi ve askeri postalları bu giysiyi tamamlıyordu, tüm seksiliği üzerindeydi tekrar sanırım sadece ben değil tüm erkekler onun kölesi olmak için çan atarlardı beresinden sarkan altın sarısı saçları, koyu makyajı ve çevresine fırlattığı alaycı bakışları onu olduğundan bin kat daha çekiçi gösteriyordu bu sefer. Hiç bir şey söylemeden hatta yüzüme bile bakmadan sınıfın en art sırasına geçti ve oturdu. ellerim titreyerek imtihan kağıdını masasına götürdüm, yanına gitmekten fazla korkuyordum ama sınıfın dolu olması beni biraz cesaretlendiriyordu. kağıdını hiç yüzüne bakmadan masasına bıraktım ve derhal yerime geçtim. yerimden onu izliyordum. arkasına yaslanmış kağıdına hiç bir şey yazmıyordu. sınavın bitmesine bir kaç dakika kalmış olmasına karşın o ismini bile kağıda yazmamıştı. derslik yavaş yavaş boşaldı artık tek o ve ben kalmıştık, saygıyla yanına gittim, ben ona doğru ilerlerken oda sigara yagıyordu. yanına vardım

-Efendim isterseniz çıkabilirsiniz, ben sizin yerinize kağıdınızı doldururum.

-Tabiki dolduracaksın kıçımın profesörü. şimdi eğil ve bana saygını göster.

Hemen eğilip askeri botlarını öpmeye başladım ama o bunu sevmemiş olacakki ayaklarını çekti ve sigarasını yere attı botuyla ezerek söndürdü botunu yüzümün hizasına kaldırdı o daha buyruk vermeden ben botun altındaki sigara küllerini yalayarak temizledim. daha sonra baş basarak yerdeki izmariti bana azımla aldırdı uzun uzun çiğnettikten sonra yutmama ruhsat verdi. tüm bunları yaptırırken yüzündeki alaycı gülümseme hiç kaybolmuyordu. daha sonra sıranın kapağını kaldırdı ve limi kapakla dizi arasına koymamı emretti elimi koyar koymaz hızla kapağı elimin üzerine indirdi açıdan kapı önündeki öğrenciler duyacak diye bağıramadım bile ama iki parmağım kırılmıştı.

– Bu öylesine sadece canım istedi diye yaptım kıçımın profesörü. şayet çanım isterse kafanı bile kırarım.

Elimi tutmuş acıdan kıvranırken sadece tabi efendim diyebildim. bu arada kalktı ve

– Bu akşam sana kurallarımı getireceğim ve bana kölelik yapmak istiyorsan her birine harfiyen uyman gerekecek. kurallarıma uyman için her şeyi yapacağımdan emin olabilirsin.

Artık sınıftan çıkmak üzereydi ben ise kırık parmaklarımın açısıyla orada öylece yığılıp kalmıştım. son bir hamleyle efendimin yeni kalktığı ve o muhteşem poposuyla ısıttığı sırayı soğumadan öpüp yaladım. Devam edecek